Boğaz Ağrısına Ne İyi Gelir

Boğaz Ağrısına Ne İyi Gelir.


Grip sezonu geldi, boğaz ağrısı şikayetleri arttı. Yana yakıla boğaz ağrısının çaresini arıyoruz.Eğer kronik bir rahatsızlığınız yoksa boğaz ağrıları şiddetli ve yatakta geçmez sizin  içinancak boğaz ağrısını hafife alırsanız iltihap kapmasına sebebiyet verirsiniz.

Öncelikle bol bol sıvı tüketmeye özen göstermeniz önerilir. Sigara ve dumandan mümkün olduğunca uzak durmanız önerilir. Eğer küçük bir yerleşim yerinde kalıyorsanız akşamları kömür kullanımından dolayı karbon monoksit oranı fazla olduğu için uzak durmanızı öneririz. Bu tür havaların boğaz ağrısına iyi gelir diye onaylamamız mümkün değildir.
Evinizde var ise gargara, pastil veya sprey ile ağzınızı arınık edebilirsiniz, bu malzemeler yok ise tuzlu su ile bu uygulamayı gerçekleştirebilirsiniz. Bu uygulama da boğaz ağrısına iyi gelir.
Bir diğeri ise evde kahvaltıda veya zevkine demlediğimiz çayın içerisine karabiber atarak içmenizdir. Bu şekilde arka arkada ara vermeden yani boğazımızın karabiberden dolayı yanması geçmeden 3 bardak çay içiniz. Boğazınızı sıcak hafif nemli havlu ile sararak yatağınıza geçip dinlenmeniz boğaz ağrısının geçmesi için fayda sağlar.
Eğer sigara içiyorsanız her ne kadar bu çözümleri söylesek de içtiğiniz sigaradan dolayı bu sorunu devamlı yaşarsınız. Her sabah boğazınızda ağrı ile olmasa da hafif şişlik ile uyanırsınız. Belki ağzınızda sigaradan dolayı bakteri barınamaz ama boğazınızda dahil ağzınızdaki hücrelerin yenilenememesine sebep olur.
Bir diğer boğaz ağrısına iyi gelen karışımımız ise muzlu süttür. Ancak bu ikisini birlikte karıştırılmış olarak almayacaksınız. Ayrı ayrı alıp muzu süte doğrayacaksınız. Ya da bir lokma muz, bir yudum süt şeklinde olmalıdır. İster inanın ister inanmayın hazır satılan gıdaların çoğu içeriği gibi değildir. Örneğin muzlu süt yazar ama içeriğindeki muz kokusu ve tadı çeşitli kimyasallarla elde edilmiştir. Firmalar bu kimyagerlere tonla para öder.

İyi Bir Uykunun Yolları

Uykusuzmu kalıyorsunuz? Her gece uyanıyormusunuz? İşte size çözümlerim;
-Yatak Odanızda Mavi Işık Olmasın

Uykusuzluk modern hayattaki ayrıntılara bağlı olabilir. Cep telefonunuzdan, el bilgisayarınızdan veya başucunuzdaki dijital saatten yayılan mavi ışık gibi.Mavi ışığı oluşturan kısa dalga boyu uykunuzu engelleyebilir. Televizyonu, bilgisayarı ve diğer mavi ışık kaynaklarını kapatın. Kapatamadıklarınızın üzerini örtün.

-Kestirmeyin

Gündüz saatlerinde kestirmek gece uykunuza engel olabilir. Eğer mecbur kalırsanız kısa tutun, 20 dakikayı geçmeyin. Gece uykunuzdan önceki 8 saat içinde kestirmemeye çalışın. Öğlen uykunuz gelirse, kısa bir yürüyüş yapın, bir bardak soğuk su için veya bir arkadaşınızı arayın.

Gece Saate Bakmayın

Yatağa yattıktan sonra saati kontrol etmeyin. Sabaha ne kadar süre kalmış olmasını düşünmek uykunuzu kaçırabilir. Alarm saatinizi göremeyeceğiniz bir yere koyun.

Bacaklarınızın Arasına Yastık Koyun

Düşük seviyede sırt ağrısı çekiyorsanız bu durum uykunuzu etkileyebilir. Yan yatarak uyuyanlar bacaklarının arasına ince bir yastık koyarak uyuyabilirler. Eğer sırtüstü yatmayı seviyorsanız yastığı dizlerinizin altına koyabilirsiniz.

-Yastık Boyutunuza Dikkat Edin

Eğer sabah yorgun ve hafif boyun ağrısıyla uyanıyorsanız suçlu yastığınızdır. Çok yüksek veya çok alçak yastıklar problem yaratabilir. Sırtüstü yatarken yastık boynunuzu desteklemeli. Eğer yana dönük yatıyorsanız burnunuzun vücudunuzun merkezi ile aynı hizada olması gereker. Yüzüstü yatmaktan kaçının.

Ayrıca yatmadan önce boynunuzu yormayın. Yatakta televizyon seyretmek boynunuzu yorabilir.

-Yatağı Sadece Uyumak ve Sevişmek İçin Kullanın

Uzamanlara göre yatak sadece uyumak ve seks yapmak için kullanılmalı. Yatkta yatarken televizyon seyretmeyin, telefonla konuşmayın, bilgisayar kullanmayın.

-Vücut Saatinizi Kurun

Haftasonları dahil yaklaşık aynı saatlerde uyuyun ve uyanın. BU durum vücut saatinizin sağlıklı şekilde çalışmasına yarayacaktır. Bir süre sonra yatağa gidince hemen uyuduğunuzu ve sabahları rahat uyandığınızı göreceksiniz.
Uyanınca 5-30 dakikalığına aydınlıkta durmayı unutmayın. Işık vücut saatini ayarlamada çok önemlidir.

-Kafeini Azaltın

Kahve sabah saatlerinde iyi bir içecek olabilir ancak öğleden sonra kafeinli içecekler ve yiyecekler tüketmeyin. Kafein güçlü bir uyku kaçırıcıdır ve örneğin çikolatada bulunan az miktarı bile uykunuzu bölebilir.

Ayrıca aldığınız ilaçları kontrol edin, bazı ağrı kesiciler ve kilo kaybettirici ilaçlar kafein içeriyor olabilir.

-Doğru Zamanda Egzersiz Yapın

Düzenli egzersiz yapmak uyku kalitenizi artırabilir. Ancak uyku saatinden 3-4 saat öncesinde ağır spor yapmayın. Egzersiz sonrası yaşanan enerji artışı uykunuzu engelleyebilir. Yoga, tai-chi gibi rahatlatıcı egzersizleri istediğiniz zaman yapabilirsiniz.

-Doğru Şeyler Yeyin

Akşam yemeğinde ağır şeyler yemeyin, sindirim sisteminiz zorlanır ve uykunuza engel olur. Yatmadan önce abur cubur yemekten kaçının.

-İçki İçmeyi Tekrar Düşünün

Alkol başlangıçta uykunuzu getirse de gecenin ilerleyen saatlerinde rahatlatıcı etki bittiğinde uykunuzun bölünmesine yol açabilir. İçki yerine ılık süt veya papatya çayı içebilirsiniz (gülmeyin).

-Uyku Saati Yaklaşırken Çok Su İçmeyin

Kendinizi bir çocuğun yerine koyun. Çok fazla su içmek gece sizi uyandırabilir. Bu durumun birden fazla mahsuru vardır. Tekrar uykuya geçmeniz zaman alır ve banyoda maruz kalacağınız ışık uykunuzu kaçırabilir. Gece ışığa maruz kalmaktan kaçının. Banyonuza bir gece lambası yerleştirmek akıllıca olabilir.

-Işıkları Azaltın

Uyku vaktiniz yaklaştıkça evdeki ışıkları azaltın. Çalışmayın ve karmaşık kararları yarına bırakın. Günün duygusal ve zihinsel gürültüsünü azaltmak zaman alır. Işığı azaltmak beyninizde uykuya geçmeyi sağlayan melatonin salgılanmasına neden olur. Eğer uykudan önce kitap okuyorsanız düşük parlaklıkta bir ışık kullanın.


-Sigara İçmeyin

İşte sigarayı bırakmak için bir neden daha. Nikotin aynen kafein gibi bir uyarıcıdır. Uykuya geçmenizi engelleyebilir. Eğer bırakamıyorsanız yatağa gitmeden birkaç saat öncesinden itibaren sigara içmemek uykuya geçmeniz kolaylaştıracaktır.

 
-Evcil Hayvanlarınızı Yataktan Uzak Tutun

Bir kedi veya köpeğin gece yatakta yapacağı bir hareket uykunuzu bölebilir. Ayrıca dökecekleri tüyler ve diğer mikro canlılar alerji yapabilir veya en azından kaşınmanıza yol açarak uykunuzu kaçırabilir.


-Zihninizi Rahatlatın

Yatağa gitmeden önceki bir saat içerisinde zihninizi rahatlatmak için  sakin bir şeyler okuyabilir, meditasyon yapabilir, müzik dinleyebilir veya ılık bir banyo yapabilirsiniz.


-Uykusuzluğunuz Hastalık Belirtisi Olabilir

Buradaki ipuçlarını denemenize rağmen uyku probleminiz devam ediyorsa altta yatan psikolojik veya fizyolojik bir sağlık problemi olabilir. Depresyonun, reflünün, astımın ve diğer sağlık sorunlarının uykusuzluğa neden olduğu bilinmektedir. Kronik uyku problemi mutlaka bir doktaor tarafından incelenmelidir.
Artık rahayça uyuyabilirsiniz iyi uykular...









Tırnak Batması Ve Çözümleri



-TIRNAK BATMASI
 Evet arkadaşlar benimde bugünlerde arkadaşlarımın başına gelen bir olay tırnak batması yada halk dilinde tırnak bertmesi.Futbol oynayıpta ayakkabısı küçük gelen arkadaşlarımın başına gelen bir olay ayakkabı tırnağ eziyor ve kırıyor.Uyarmamıza rağmen dahala kendine küçük gelen ayakkabıyı giyen arkadaşlarım var.Tırnak batmasının acısı çok büyük ağrıdan uyutmadığını bile söylüyorlar.
 Tırnak batması denilen olay tırnağın yanlış kesilmesindende kaynaklanabilen bişey o yüzden tırnaklaınızı yamuk değilde daha düzgün kesmeye dikkat etmeliyiz.Şimdi size bu tırnak batması için önerilern doğal çözümleri öneriyim;
-TIRNAK BATMASI İÇİN DOĞAL ÇÖZÜMLER
-İlk olarak arkadaşımada yağtığımız yöntemden bahsedeyim;iltihapın olduğu parmağa ısıtılmış yanmış soğanı sokun yani parmağınız içerde kalsın başta çok acı verir ama soğan ağrısını alır,sonra pamukla sarıyorsunuz etrafını bu işlemi günde 2 3 defa yaparsanız 1 hafta içide geçeceğini sanıyorum.

-Benim önerim ise batan tırnağı doktorların yerine kendiniz çıkarmanız çünkü doktorlardan daha acısız ve daha kolay çıkarırsınız çıkardıktan sonrada eczaneden iltihap kurutucu krem alığ iltahıpıda atabilirsiniz daha sağlıklı bir yöntem.
 
Tırnaığınızın batmasını istemiyorsanız tırnaklarınızı çok kesmemenizi tavsiye ederim.
-Tırnak uzayana kadar ayakkabı ile dolaşmayın
-Tırnak uzayınca batan kısmın olduğu tarafı dipten kesmeyiniz,hafif tırnak bırakınız,ufak kağır sıkıştırınız
-Her tırnağınızı kestiğinizde böyle yapınız.

Şimdi size doktorların yaptığı operasyondan bahsedeyim;
-Ayağınızı steril bezin üstüne koyuyor,Batikonla temizliyor
-Batan tırnağın 3 tarafına uyuşturucu iğne yapıyor.
-İltihaplanmış kısma jilet atıyor tabi siz hissetmiyormusunuz,ordaki kanı akıtıyor
-İnce penseye cımbıza benzer birşeyi tırnağın altına üstüne tutturup çeviriyor ve batan tırnak çıkıyor onuda jiletle kesiyor.
-En son kestiği yeri dikiyor ve tırnağı kalın bir şekilde sarıyor.

Şeker Hastalığının Nedenleri,Şeker Hastalığına Dair Herşey



Neden şeker hastası oluruz?

Kanda yüksek şeker değerlerine yol açan şeker hastalığı yani, diyabet ömür boyu süren, kronik bir hastalıktır.İnsan vücudundaki kan şekerini dengelemek için pankreas aracılığı ile insülin ismi verilen bir hormon üretilir. Şeker hastası olan kişilerde ise insülin az üretiliyor, hiç üretilmiyordur ya da vücutta insülin direnci mevcut şekildedir. Şeker hastalığını temel hatlarıyla algılamak için besinlerin vücut tarafından enerjiye çevrilmeleri normalde nasıl bir aşamadır, ilk olarak bunu kavramak gerekir.

Şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

Çok fazla su içme ve içme isteği,
İştahın açılması ve fazla yemek yeme,
Çok sık idrara çıkmak ve geceleri bunun için sık sık uyanmak,
Ciltte kuruma,
Sürekli halsizlik ve yorgunluk, çabuk yorulmak,
Yaraların geç iyileşmesi,
Bazen bulanık görmek gibi belirtileri vardır.

Şeker hastalığının nedenleri nelerdir?

Şeker hastası olan kişilerde kan şekeri seviyesi yüksektir. Bunun sebebi ise vücutları kandaki şekeri  yani, glukozu kas, yağ ve karaciğer hücrelerine, enerji olarak depolanmak için taşınmasını gerçekleştiremezler. Bu durumun çeşitli sebepleri vardır:
  • Bu kişilerde pankreas yeteri miktarda insülin üretemiyordur.
  • Hücreleri insüline normal biçimde yanıt vermiyordur.
  • Yukarıdaki her iki durumun aynı anda söz konusu olması da olasıdır.
Şeker hastalığının ‘tip 1 diyabet’ ve ‘tip 2′ diyabet olarak isimlendirilen, iki temel tipi vardır. Her bir tipteki şeker hastalığının sebepleri ve risk etkenleri değişiklik gösterir.
Tip 1 diyabet herhangi bir yaşta meydana gelebilir fakat en yaygın ve sık olarak çocuklarda, onlu yaşlardakilerde ve genç yetişkinlerde ortaya çıkar. Bu tip şeker hastalığında vücut ya çok az insülin üretir ya da hiç üretmez. Yeteri oranda insülin hormonu salgılanmadığı taktirde glukoz hücrelere gidemez ve kanda toplanır. Fakat vücut bu şekeri enerjiye dönüştüremez. Bunun yerine tip 1 diyabet hastalığı belirtileri meydana gelir. Günlük insülin iğnesi yapılmasına ihtiyaç duyulabilir. İnsülin bir ilaç değil, hormondur.
Tip 1 diyabete yol açan sebep kesin olarak bilinmemektedir. Daha çok bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğu konusunda ortaklığa varılmıştır. Bir enfeksiyon ya da diğer tetikleyiciler neticesinde vücudun bağışıklık sistemi hatalı şekilde pankreasta insülin üreten hücrelere saldırır. Aile geçmişinde mevcut ise, genetik olarak aynı aile bireyleri arasında da ortaya çıkabilir.
Tip 2 diyabet şeker hastalığı vak’alarının büyük bir kısmını oluşturur. Daha çok yetşkinlik döneminde meydana gelir. Fakat günümüzde obezite hastalığının artmasıyla ergenlikte de görülmeye başlamıştır. Tip 2 diyabet hastalarının çoğu, bu hastalıklarının farkında değildir. Tip 2 diyabette karaciğer, yağ doku ve kas hücreleri insüline doğru bir biçimde karşılık veremez. Buna ‘insülin direnci‘ ismi verilir. Netice olarak yine kan şekeri hücrelerde depolanamamış olur ve kanda toplanmaya başlar. Kan şekerinin bu şekilde yükselmesine ‘hiperglisemi‘ ismi verilir.
Tip 2 diyabet tanısı koyulan çoğu hasta bu esnada fazla kilolardan rahatsızlık duyar. Vücutta yağ oranının yükselmesi, insülinin vücut tarafından doğru şekilde kullanılmasını engeller. Fakat tip 2 diyabet zayıf kişilerde de ortaya çıkabilir.
Aile geçmişi ve genler tip 2 diyabetin meydana gelmesinde oldukça büyük bir rol oynar. Fiziksel olarak az hareket etmek, kötü beslenme düzeni ve bel çevresinde aşırı yağlanma tip 2 diyabet riskini yükselten etkenlerdendir
Gebelik şekeri yani,tıp literatürinde gestasyonel diyabet, normalde şeker hastası olmayan kadınlarda, ilk olarak gebelik esnasında meydana gelen ya da teşhis edilen şeker hastalığıdır. Gebelik hormonları insülin hormonunun işlevini yerine getirmesini önleyebilir.  Kan şekeri değerleri doktor gözetimi altında kontrol altına alınmalıdır. Gebe kadınlar kan şekerini düzenlemek için hap kullanamazlar. Fakat insülin alabilirler. Hamilelik ardından kadınların çoğunda kan şekeri değeri normale döner. Fakat gene de tedbiri elde bırakmamakta ve kontrolleri sürdürmek de oldukça önem teşkil eder. Gebelik şekeri meydana gelen kadınların pek çoğunda, doğumun ardından 5 ve 10 yıl içerisinde şeker hastalığı ortaya çıktığı görülmüştür.



Şişmanlıkta Tedavi,Kilo Vermek İçin Öneriler



-KİLO VERMEK İÇİN ÖNERİLER
Hareketsiz yaşam tarzı, es, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk veya çok uyuma, yağlı yiyecekler yemek Ve bunlarınicesinde maalesef kaçınılmaz bir son; şişmanlık.
Kış mevsiminde kilo problemi kool sınırını aştığı için en büyük es kaynağı olmakta.
Sağlıklı kilo vermek istiyorsanız bu önerileri dikkate alın
- Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyiniz ve vücut analizinize göre uygun bir beslenme programını uygulayın.
açlık hissettiğiniz zaman bisküvi, kek, börek vb. gıdalar yerine önce bir bardak Su için ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik,3-4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırmayı tercih edin.
- 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemek alışkanlığınız olsun ve kesinlikle aç kalmayın.
- Günde ortalama 45 Dakika yürüyüş yapın.
- Günde 8-10 bardak su tüketin.
- Kan şekerini hızlı bir şeklde yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli gıdaları tercih edin. Üç beyazdan (şeker-un-tuz) uzak durun.
- Kızartmaları sofranızdan uzaklaştırın, onların yerine ızgaralara, haşlamalara ve buğulama türlerine yer verin.
- Uyku düzeniniz dengeli olsun. Fazla uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırmaktadır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, es yaratır ve bunun sonucunda atıştırma eğilimlerinizi artırır.
- Reçeli kendi öz şekeri ile yapın.
Alkol tüketimini azaltın.
sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerinizi düşürerek şekerli gıdalara saldırmanıza neden olacağından bunlardan uzak durmalısınız.
- Hazır gıdalardan ve asitli içeceklerden uzaklaşın.
- Zayıflama ilaçları kullanımından sakının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine neden oluyor, karbonhidrat metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kaymaları, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozuklukları yaratıyor.
- Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin.
- Kırmızı et tüketiminizi en aza indirin, Kırmızı et yerine belirli ölçülerde tavuk ve balık yiyin.
- Yiyeceklerinizi çok çiğneyin, porsiyonlarınızı azaltın, sofradan tıka-basa tok olarak kalkmayın.
- Meyve ve tatlıyı yemekten bir Saat sonra tüketin.
- Sofranızda "Omega 3" ve "Omega 6"ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve Tahıl ürünlerinde bulunur.
- Eğer kabızlık sorununuz varsa; bol sebze ve salata yiyin, spor yapın ve bol su için.
Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve kesinlikle Televizyon karşısında yemek yemeyin.
- Katı yağlar yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerinize yağ koymayın.
- Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü Hormon bozukluğu da hızlı kilo alma ve gayret edilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratmaktadır.
-YAZARIN ÖNERİLERİ
1 – Kendinizi Aç Bırakmayın
2 – Günlük Kalori Miktarını Belirlerken Gerçekçi Olun
3 – Daha Çok Hareket Edin
4 – Daha Çok Su İçin
5 – Dengeli Beslenin
6 – Gerçek Besinler Tüketin
7 – Kendinizi Çok Fazla Sıkmayın

Şişmanlık Nedir?,Şişmanlığın Zararları

-ŞİŞMANLIK NEDİR?
Şişmanlık, depo yağlarının, yağsız vücut kütlesine oranla normal kabul edilen değerlerinin üzerine çıkmasıdır. Şişmanlık bir hastalık olmakla beraber bir çok hastalığında oluşumunda rol almaktadır. Özellikle günümüzde ölüm oranı en yüksek olan kalp damar hastalığının yanısıra diyabet, kanser, gut, safra taşı, böbrek ve pankreasta fonksiyonel bozukluk, karaciğer yağlanması gibi birçok hastalığın başlangıcında da rol oynar. Şişmanlık özellikle gençlerde utanç verici bir olay olarak algılandığı için bireyin kendisiniçirkin hissetmesine sebep olabilir. Yaşlılarda ise ağır vücudun taşınması zor olduğu için eklemlerde ağrıların artmasına yol açar. Son yıllarda dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan araştırmalar ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde, şişmanlık ve buna bağlı olarak hastalıkların sıklığının arttığı belirtilmektedir. Ülkemizde yetişkin erkek nüfusunun % 26,4'ü hafif, % 7,6'si ileri derecede şişmandır. Kadınlarda hafif şişmanların oranı % 38,5, şişman olanları ise % 25,6'dir.
Şişmanlık kent nüfusunda köylerden daha yüksektir.Bunun sebebininde köy nüfüsunun doğal besinlerle beslenmesinden kaynaklandığını düşünüyorum.

-ŞİŞMANLIĞIN ZARARLARI VE YOL AÇTIĞI HASTALIKLAR
1) Şeker hastalığı
2)   Kalp hastalığı
3)  Damar sertliği
4)  Karaciğer ve safra kesesi has­talıkları
6)  Müzmin romatizma hastalıkları
7)  Akciğer hastalıkları
Bu organik hastalıklar yanında bazen bunlardan daha önemli olan duygusal ve sinirsel problemler de vardır. Şişman kadın veya bir ölçüde erkek çevresinin açık ya da kapalı eleştirilerini daima üstünde hisseder. Giydiğinin kendisine yakışmadığını, arkadaşlarına nazaran daha az güzel olduğunu, toplumun kendisine daha az önem verdiğini ve daha az beğenil­diğini bilmek, yapısına göre onu sinir­liliğe, bazan da tahammülü mümkün olmayan bir hırçınlığa götürür.
Bugünkü uygar dünya, uygar ya­şantı, uygar giyiniş kadar görünüşe de önem vermektedir. Bir batılı devlette yapılan istatistiklere göre geçimsizli­ğe bağlı ayrılıkların %32’sinin nede­nini şişmanlık teşkil etmektedir.
• Şişman yemek yerken her türlü zev­ki ikinci plana atan ve yemek yedik­ten sonra da şişmanlığın ıstırabını du­yan ve bundan kurtulmanın çareleri­ne başvuran insandır.
•  Şişman daha genç kızlık çağla­rından itibaren binlerce defa zayıfla­mayı denemiş ve başaramamış bir in­sandır.
•   Şişman sigara tiryakisi gibi ye­mek tiryakisi olduğu halde bunu ka­bul etmeyen ve bundan utanan bir in­sandır.
•   Şişman, gerek fiziksel gerek si­nirsel kusurlardan dolayı toplumdan kaçan, içine dönük ancak çok yakın­larıyla beraber bulunan ve bunu da başka sebeplere bağlayan insandır.
•  Şişman, çocukluğunda ailesinin, gençliğinde bilgisizliğinin, olgunluk­ta düşüncesizliğinin ve iradesizliğinin kurbanıdır. Şişman sadece akranlarından daha önce ölmekle kalmaz toplumdan bazen öylesine kopar ki, ölmeden çok önce ölmüş olur.
•   Şişman yemek için yaşar fakat bunu kabul etmez. Genç, dinç ve sağ­lıklı yaşamanın gerekli olduğu kadar düzgün yemenin de gerekli olduğunu bir türlü idrak edememiştir.
•  Şişman toplumun kendisine say­gı duymadığını gördükçe topluma düşman olur.
•    Şişman zaman zaman büyük üzüntülere kapılarak zayıflama kararı verir, birkaç gün çok şiddetli perhiz yaparak kilo verir. Esasında bu, kilo vermek değil su kaybetmektir. Bu gayret onu tatmin eder ve hemen er­tesi hafta eski alışkanlıklarına döner.
•   Şişmanların zaman zaman düş­tükleri depresyon ani ve değersiz bir heyecandan başka bir şey değildir. Bu depresyon ve üzüntüyü bazı sorum­suz telkin ve tavsiyeler takip eder. Bil­mem hangi memleketteki zayıflama merkezlerine bilmem hangi köşe ba­şındaki sorumsuz zayıflatıcıya akın akın başvurmasının sebebi budur.
O halde zayıflık veya zayıflamak geçici bir heves, bir heyecan veya al­datıcı su kayıplarıyla (hamam, sauna, idrar söktürücü ilaçlar gibi) elde edi­len bir netice değildir. Üstelik bu şe­kilde elde edilen netice de sağlıklı bir netice değildir.
Zayıflamanın sadece bir kilo faz­lalığı olmayıp pekçok hastalıkları be­raberinde getirdiği, hastanın sadece estetiğini bozmakla kalmayıp büyük ölçüde sağlığını da bozduğu artık ge­nel olarak bilinmekte ve kabul edil­mektedir. Doktorların belirttiğine gö­re şişman insan ruhi ve bedeni bozukluklarıyla eninde sonunda da savaş­maya mutlaka mecbur olacak insan­dır. Öyle hastalar tanıyoruz ki, zayıf­layabilmek için büyük sıkıntılara gir­me pahasına da olsa her türlü tehli­keli çareye başvurabilmekte ve bu ça­relerinin korkunç neticelerine cesaret­le göğüs gerebilmektedir. Her gün başka bir rejimden medet ummakta sistemli bir tedaviye girmektense bü­tün vücuttaki yağlan kısa zamanda eritecek bazı akıl almaz mucizelere kendini kaptırmaktadır. Birkaç kilo zayıflayabilmek için iştah kesici denen ilaçlarla beraber hormon tedavisi uy­gulamış ve bu yüzden sinir dengesi bozulmuş, tansiyonu yükselmiş, pek çok insan, âdetleri tamamen kaybol­muş ya da intizamını kaybetmiş pek çok kadın vardı.
Şişmanlığın neden olduğu hastalıklar ile Şimanlığın zararları ile ilgili bilgiler verdim.Bu şişmanlığın tedavisini ve kilo vermek için önerileri ise Şişmanlıkta Tedavi isimli makalemden okuyabilirsiniz..

Zayıflıkta Tedavi,Kilo Almak İçin Öneriler


ZAYIFLIKTA TEDAVİ

Zayıf kişinin şişmanlatılması bir ekip işidir. Bu ekipte doktor, diyetisyen ve gerekirse psikolog vardır. Dahiliye uzmanı veya endokrinoloji uzmanı zayıf kişinin ilk değerlendirmesini yapma, zayıflığa sebep olabilecek hormon hastalıkları, şeker hastalığı, iç guatr ve metabolizma hastalıklarının olup olmadığını bulmak ile sorumludur. Bu hastalardan tiroid tetkikleri, açlık kan şekeri, böbrek ve karaciğer fonksiyonları istenmeli, demir eksikliği ve kansızlık araştırması yapılmalıdır. Testler sonucu tespit edilen hastalıklara yönelik tedavi edici önlemler alınmalıdır; gerekirse ilaç tedavisi yapılmalıdır. Eğer hormonal nedenlerden dolayı zayıflık meydana gelmişse, hormon tedavisi olmak yeterli oluyor. Parazit gibi asalaklardan dolayı ise ağızdan alınan ilaçlarla tedavi yapılır. Parazit ya da kurt gibi asalak canlılar ortadan kaldırıldığında kendiliğinden kilo alınabiliyor.

Ancak eğer beslenmeden kaynaklanıyorsa beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi gerekiyor. Bu durumda mutlaka diyetisyenden destek alınmalıdır. Diyetisyen eşliğinde kişinin yaşı, boyu, kilosu, sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları, yaşam koşulları, iş veya ev koşulları gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak kişiye beslenme program hazırlanır. Hasta belli aralıklarla kontrollerle takip edilerek kilo alımı takip edilir.

KİLO ALMAK İÇİN ÖNERİLER

- Mutlaka sabah erken kalkılmalı ve düzenli kahvaltı yapılmalıdır.
- Sabah, öğle ve aksam yemekleri düzenli tüketilmelidir ve ara öğünlerde olmalıdır.( günde 6-8 öğün)
- Öğünlerde pilav, makarna ve börek gibi bol enerji ve karbonhidrat içeren yiyecekler mutlaka olmalıdır.
- Günde 1 avuç fındık- fıstık badem ceviz tüketilebilir.
- Çok yağlı yiyecekler ve kızartmalar hem mide bulantısına neden olabilir hem de mideden boşalması uzun sürdüğü için acıkmayı engeller.
- Günde bir kase sütlü tatlı, dondurma tüketilebilir.
- Yiyecekler tercih edilirken hacim olarak az fakat kalori ve besleyicilik açısından zengin olmalıdır.
- Yemek yerken çok sıvı ve su içilmemelidir. Mide kapasitesi hemen dolacağı için çabucak doygunluk oluşur ve bulantıyı da artırabilir.
- Yemekler uygun sıcaklıklarda tüketin. Sıcak yenmesi gereken bir yiyeceği soğuk olarak tüketmeye çalışırsanız iştahınız kapanır.
- B vitamini içeren yiyecekler iştahı artıcı özelliği nedeniyle tüketimi artırılmalıdır.
- Aralarda içecekler kullanılabilir. Şekerli limonata, kakaolu süt, ballı süt, sütlü kahve, portakal suyu gibi…
- Öğün saati geldiği zaman acıkmamış olunsa bile mutlaka yemek yiyiniz.
- Yemek yenilen ortam ve eşyaların hijyeni de iştahı etkileyebilir.
- İştahlı ve göz zevkinize hitap edecek şekilde yiyeceklerinizi hazırlayın, yerken zevk almaya çalışın
- Düzenli egzersiz yapınız. Özellikle de kas miktarını artırıcı sporlara yöneliniz
- Su için. Su besinlerin kullanılabilmesi için temel bir besin maddesidir ve kilo kazanmak ve sağlıklı olmak için bol miktarda içmelisiniz. 


DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN PÜF NOKTALAR
Kilo vermek isteyen kişilerin toplumumuzda oldukça fazla olduğu bilinmektedir. Bu konu ile ilgili yazılar yazılmakta, televizyon İnternet gibi yayınlar yapılmakta ve kilo probleminin çözümleri aranmaktadır. Ancak kilo vermek isteyen kişiler kadar kilo almak isteyen kişilerin sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Kilo almak isteyen kişilerin düştükleri en büyük hataların başında programsız ve isteğe göre gıdaların kabul edilmesidir. Bu yanlış insan sağlığı açısından oldukça tehlikelidir. Kilo almak isteyen insanların uyması gereken önemli noktalar vardır. Öncelikle kilo almak isteyen kişinin zayıf oluşunun nedenleri aranmalıdır. Bu nedenler hormonal rahatsızlıklar, çeşitli rahatsızlıklardan dolayı kullanılan ilaçlar, kilo alma korkusuna bağlı olarak iştah eksikliği, ağır fiziksel aktivite yapılması gibi sıralanabilir. Bu nedenlerin açığa çıkartılması için doktora başvurulmalı ve gerekli tetkiklerin yapılması gerekir. Güne başlamadan önce alınacak olan enerji miktarı oldukça önemlidir. Bunun içinde mutlaka zengin içerikli bir kahvaltı tercih edilmeli. Öğlede telafisi olmayan ve geçiştirilmemesi gereken önemli bir öğündür. Kilo almak isteyen kişilerin mutlaka kahvaltıyı atlamaması gerekir. Karbonhidrat ve protein vücuttaki kas dokusunun artışında rol oynadığı için kahvaltıların karbonhidratlı ve proteinli gıdalar tüketmeye özen göstermeleri gerekir. Bu gıdalara örnek vermek gerekirse baklagiller, muz, patates, elma karbonhidrat açısından zengin gıdalar iken et, balık, süt ve süt ürünleri, yumurta, fındık, ceviz gibi besinlerde protein açısından zengindir. Bunların dışında yemek yerken su içmek kişinin daha çabuk doymasına neden olacağı için yemek yerken su alınmamalıdır. Çay ve kahveden mümkün olduğunca uzak durarak bunların yerine taze sıkılmış meyve suları, bitki çayları, ayran ya da meyve kompostoları içilmelidir. Sigara ve alkol hem sağlığa zararlıdır hem de kişinin sağlıklı bir şekilde kilo almasına engel olur. Buna göre kilo almak istiyorum diyenlerin bu iki maddeyi bırakması gerekir. Bunun dışında ağır fiziksel egzersizlerden kaçınılmalı, bunun yerine gün içinde yarım saatlik hafif egzersizler yapılmalıdır.